Warning: Parameter 1 to modMainMenuHelper::buildXML() expected to be a reference, value given in /home/ceyplex/public_html/libraries/joomla/cache/handler/callback.php on line 99
Cumartesi, 25 Mayıs 2013
Reklam

Anketimize Katılın

Hangisini Kullanıyorsunuz?
 
PDF Yazdır e-Posta
Makale İçeriği
YANGIN TARİHÇESİ HAKKINDA BİLGİ VE YANGIN SİSTEMLERİNİN BİRBİRİNDEN FARKLARI
Tarihçesi Sayfa2
Tüm Sayfalar

Acil durumlarda kullanılan madeni çanlardan sonra ilk elektrikli zil 1891'de ABD'de üretilmiştir. İlk alarm butonu 1900'de, ilk elektrikli siren de 1914 yılında üretilmiştir. Klasik yangın algılama ve uyarı sistemleri ise 1930'lu yıllarda, binalara ve fabrikalara kurulmaya başlamıştır. 1936'da ilk cam kırma tip alarm butonu, 1970'de sıcaklık detektörleri, 1976'da ise iyonizasyon duman detektörleri üretilmiştir. Mikroişlemcilerin 1980'li yıllarda büyük bir gelişme göstermesinden sonra adreslenebilir yangın algılama ve uyarı sistemleri geliştirilmiştir.

Yangın Algılama ve İhbar Sistemi sürekli denetleme özelliğine sahip, bir hayat koruma sisteminin gereksinimlerini karşılayacak yapıda olacak, sistem içinde kullanılan yangın kontrol paneli, dedektörler, giriş/çıkış modülleri mikroişlemci kontrollü olacaktır.
Yangın Algılama ve İhbar Sistemi tasarımında genişleyebilirlik ve esneklik esas alınacaktır. İstenildiğinde sadece yazılım bazında yapılacak değişikliklerle mevcut senaryolar kolaylıkla değiştirilebileceği gibi ileride oluşabilecek ihtiyaçlar doğrultusunda dedektör, modül v.b. ekipman ilave etmek kablaj ve sistem mimarisi açısından çok kolay olmalıdır. Yangın algılama panelleri, haberleşme için LAN (Local Area Network)’ ı kullanacaktır.
1 - YANGIN ALGILAMADA KULLANILAN SİSTEMLER
1.1 - KLASİK (KONVANSİYONEL) SİSTEMLER
Yangın bölgelerine ayırma (Zonlama) ilkesi ile çalışan bu sistemler, kontrol panelinden yangın bölgesine götürülen bir çift kabloya paralel olarak bağlanan detektörler bu iki telli hattan hem enerjiyi alırlar, hem de uyarı sinyalini panele gönderirler. Klasik sistemlerde karar yetkisi detektörlerindir. Belirli bir bölgede bulunan detektörler ve/veya butonlar birbirine paralel bağlanarak kontrol paneline tek bir bilgiyi iletecek şekilde bağlanırlar. Bu bölgedeki detektörlerin hangisi alarm verirse versin, kontrol panelinden o bölgeye ait uyarı alınacaktır. Eğer o bölgede 15-20 detektör var ise arıza ya da alarm bilgisinin hangi detektörden geldiğini öğrenmek, o yangın bölgesine gitmeden öğrenebilmek mümkün değildir. Bu yaklaşım yangına müdahale açısından ilk bakışta yanlış olmayabilir. 20 Detektörün bulunduğu geniş bir alandan yangın uyarı sinyali geldiğinde o bölgeye ulaşmak itfaiye ekibi için yeterlidir. Olaya arıza açısından bakıldığında hattaki herhangi bir kopukluğun yerini saptamak hiç kuşku yok ki zaman ve enerji kaybıdır. Klasik sistemlerin bazı olumsuzluklarını saymak adreslenebilir yangın algılama ve uyarı sistemlerinin getirdiği olanakları daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Klasik sistemlerde her bir ihbar hattından merkezi panele kablo çekilir. Bu da kontrol panelinden çevreye yayılan çok sayıda kablo demektir. Yangın zonları bir kere belirlenip ihbar hatları tesis edildikten sonra bu bölgelerde yapılabilecek yenilemeler, tesisatta yapılacak değişikliklerle mümkündür. Ayni hatta bağlanan çeşitli tipte detektör ve butonlardan gelen sinyaller birbirinden ayırt edilemez. Detektörler elektronik olarak basit bir karşılaştırıcıdan oluşurlar. Fiziksel bir büyüklük elektriksel bir büyüklüğe dönüştürülerek önceden belirlenmiş bir referans değer ile karşılaştırılmaktadır. Bu değer alarm limitini asarsa 'Yangın var...!' sinyali kontrol paneline gönderilmektedir.